“En uzak mesafe ne Afrika’dır
Ne Çin, ne Hindistan,
Ne seyyareler,
Ne de yıldızlar geceleri ışıldayan…
En uzak mesafe;
İki kafa arasındaki mesafedir
Birbirini anlamayan” Can YÜCEL
Sözsüz iletişim; yaşamın her alanında istenildiğinde kontrol edilebilerek kullanılan (ancak uzun süre rol yaparak karşıdakini yönlendirmek olanaklı değildir çünkü bireyin kişisel özellikleri er ya da geç devreye girer) ya da farkında bile olunmadan, kendiliğinden akan bir iletişim biçimi, herkesin başvurduğu bir iletişim becerisi ve kişilerarası iletişimin çıkış noktalarından biridir.
Sözsüz iletişimin bir alt dalı olarak en önemli bir role sahip beden hareketlerinin yorumlanması, yani “beden dilinin okunması”, etkili iletişim sürecinde sözel beceriler kadar üzerinde durulması ve dikkatle ele alınması gereken bir konudur. Çünkü beden dili, sözsüz iletişimin sessiz yönünü oluşturmasına karşın sözcüklerden daha yüksek sesle konuşma potansiyeline sahip bir “göstergeler düzeneğidir”
Beden dili etkin bir biçimde kullanıldığında, tek bir sözcük bile dile getirmeden, beden hareketleri aracılığıyla konuşabilir belki de anlaşabilir insan. Gündelik iletişimlerin türü ister yüz yüze, ister örgütsel/kurumsal boyutta olsun, jestler ve mimikler, yüz ifadeleri bir bütün olarak, açık ya da kapalı kanallar aracılığıyla geniş bir mesaj aktarımı ve paylaşımı sağlayabilir.
Ancak beden dili her ne kadar insan ilişkilerini başlatırken, sürdürürken ve bitirirken önemli bir mesaj aktarma biçimi olarak kullanıyor olsa da, tek bir beden hareketinin tüm bireyler için ya da farklı kültürlerde ve farklı durumlar karşısında aynı anlamı taşıması olanaklı değildir.
Başarılı bir iletişimci, iletişim kurduğu kişi ya da kişilerin sadece söylediklerini değil, yüzü, eli, kolu, bedeni, kullandığı renk, arada tuttuğu mesafe, sesin tonu gibi sözsüz iletişim ipuçlarıyla aktardıklarını duyar, gözler, hisseder ve kokusunu alır, çünkü her bir iletişimsel ifade aslında sözsüz parçasını da yanında taşır.
Hiçbir beden dili dışavurumu herkes tarafından aynı biçimde anlaşılmaz ve içinde bulunulan koşullar (mekânsal koşullar, kültürel geçmiş, kişilerin eğitimleri, yaşları, cinsel tercihleri, ait oldukları alt-kültür özellikleri gibi çok sayıda etmen) paylaşılan anlam üzerinde rol oynar. Bu nedenle, beden dili dışavurumlarını “Her durum ve herkes için % 100 aynı anlamı içerir” şeklinde yorumlamak büyük bir yanılgıdır.
Beden dilini etkin kullanmanın bireye sağladığı yararlar aşağıdaki gibidir:
“İletişimde başarıyı sağlar; Yanılgıları ortadan kaldırır; İnsanları tanımaya yardımcı olur; İş ortamında verimli atamalara yardımcı olur; Görevlendirmelerde isabet sağlar; Saygınlık kazandırır; Temsil yeteneğini artırır; Mülakatta başarı sağlar; Güvenlikte başarı sağlar; Eğitimde verimi artırır; Ticarette başarı getirir; Yuvada huzur sağlar.”
Çalıştığı kurum ve kuruluşun birer temsilcisi olan bireyler; mesleki hayatlarında, beden dilini etkili ve doğru kullanarak iyi bir iletişimci olmalıdır. Bunun için de beden dilini kullanmayı bilmelidir. Bu anlamda onların iletişimde tam olarak başarılı olabilmelerini sağlayan şey, yöneticilerin uzmanların desteğiyle söz konusu çalışanların iyi bir eğitimden geçirilmelerine bağlıdır.
Sözel olmayan iletişim türlerinden beden dili diğerlerine göre daha popülerdir, araç ve ortam için gerekebilecek masrafa karşın beden dili için masraf gerekmemesi ve kişilerin beden dillerini kontrol edebilmeleri bunun nedeni olabilir. Ancak bunun bir de sakıncası ortaya çıkar. Kişiler beden dilleri ile yanıltıcı mesajlar da verebilir.
Mesleki hayatta, herhangi bir kurum veya kuruluş bünyesinde çalışan bireylerin hem sözel hem de sözel olmayan iletişimi etkili bir şekilde kullanabilmeleri, işlerini daha sağlıklı yapabilmelerini sağlayacaktır.
|
|
![]() 2:33 Sesli Eğitim |
|
|
Tüm
|
|
|
7/24
|
|
|
Katılım
|