“İletişimde en önemli unsur söylenmeyenleri duymaktır”
İnsanlar kendi çevrelerinde oluşturdukları boş mekânlar yoluyla da iletişimde bulunurlar. Başka insanlara olan uzaklığımızı ayarlayarak, onlara uzak ya da yakın durarak birtakım mesajlar iletiriz. Diğer insanlarla aramıza koyduğumuz uzaklık, onlara karşı olan duygularımızla ilgilidir. Sevdiğimiz insanlara yakın durmayı tercih ederken, daha az sevdiklerimizle aramızda biraz daha mesafe bulunmasına dikkat eder, hiç tanımadığımız insanlara ise daha uzak dururuz.
İki arkadaş için ”aralarından su sızmıyor” denildiğinde yakınlık ve samimiyet dereceleri vurgulanmak istenmektedir. Sevmediğimiz biri yanımıza yaklaştığında rahatsız olur ve “amma da burnumun dibine girdi” deriz. Konuşurken bir arkadaşımızın ona koyduğumuz mesafeden daha uzak ya da yakın durması bizi rahatsız edebilir. Konuşma dilindeki “araları açıldı” sözü bu durumu güzel ifade etmektedir. Tanımadığımız biri bize bir adres sorduğunda, pek çoğumuz en az bir adım uzaklaşmak isteriz. Bu davranışımızla o kişiye “seni tanımıyorum, bu kadar fazla yaklaşma” mesajını vermiş oluruz.
Kişisel mekânların (mesafelerin) kullanılışı bakımından kültürler arasında birtakım farklılıklar bulunur. Batı ve Kuzey toplumlarında mesafeler daha uzak (kişisel mekânlar daha büyük), Doğu, Güney ve Akdeniz toplumlarında ise daha yakındır (kişisel mekânlar daha küçüktür). Yani bizimde içinde bulunduğumuz Akdeniz, doğu ve güneyin insanları batılılara oranla birbirlerine yakın durmayı, daha fazla bedensel temasta bulunmayı tercih ederler.
Mekânların kullanılış şekli, dostluğun bir göstergesi olabileceği gibi statümüzün de göstergesi olmaktadır. Genelde önde olmak, yüksekte oturmak, sağda oturmak yüksek statü anlamına gelir. Kişilerarası mesafenin iletişim sürecindeki yeri insanlar, içinde bulundukları mekânı gelişigüzel kullanmazlar. Birbirlerine olan duygulara göre, konuşurken, aralarındaki uzaklık artar ya da azalır.
Mesafe, öneminin farkında olanlar tarafından kontrol edilebilir bir iletişim öğesidir. Bu nedenle hem yüz yüze ikili ilişkilerde, hem de geniş mekân içinde bir toplulukla kurulan ilişkilerde mesafeyi bilinçli olarak kullanmak büyük yarar sağlar. Kişinin diğer insanlarla arasına koyduğu uzaklık, onlara karşı olan duyguları ile ilgilidir.
İnsanlar birbirleriyle ilişkilerini temel olarak dört bölgede düzenlerler.
1- Mahrem alan: Her insanın bir psikolojik korunma sınırı vardır. Buna mahrem alan denir. Yakınlık içine sadece özel duygusal ilişkimiz olan insanları alırız.
2- Kişisel alan: Birbirlerini tanıyan ve rahat konuşan iki insan, bu mesafede kendilerini en rahat hissederler. Kendimizi yakın hissetmediğimiz insanların girmesine izin vereceğimiz en yakın alan kişisel alandır.
3- Sosyal alan: İşlerin rahatça konuşulduğu, resmi ilişkilerin sürdürüldüğü bölge bu çemberdir.
4- Genel alan : İki metreden başlayarak uzayan kişisel alan genel, topluma açık, tanımadığımız kişiler içindir.
“Bahaneyi bir kenara bırakmalı insanlar. Çünkü mesafeler dokunmaya engeldir; sevmeye değil.” – Leo Buscaglio
|
|
![]() 3:34 dk Sesli Eğitim |
|
|
Tüm
|
|
|
7/24
|
|
|
Katılım
|