“Başarı istenmediği yere gelmez.”
Yaşlı Kızılderili reisi ve torunu kulübelerinin önünde oturmuşlar, az ötede birbirleriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izliyorlardı.
Köpeklerden biri beyaz, öteki siyahtı ve oniki yaşındaki çocuk kendisini bildiğinden bu yana o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı. Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki kurt köpeğiydi bunlar. Çocuk kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünüyor, dedesinin neden ikinci köpeğe gereksinim duyduğunu ve renklerinin neden illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık.
Torununun bu yöndeki sorusunu, yaşlı reis bilgece bir gülümsemeyle yanıtladı:
"Onlar benim için iki simgedir yavrum." dedi; "Biri iyiliğin, öteki kötülüğün simgesidir. Aynen bu köpekler gibi, iyilik ve kötülük de içimizde sürekli bir savaş içindedir. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için sürekli yanımda tutarım onları."
Çocuk sözün burasına bir nokta koydu;
"Onların arasında bir savaş varsa, kazananı, kaybedeni de olmalı" dedi; yeniden sordu: "Dede, sence hangisi kazanıyor bu savaşı?"
Reis, şu yanıtı verdi:
"Ben, hangisini daha çok beslersem, savaşı o kazanır."
Başarı, gelişim ve değişim son yıllarda birlikte kullanılan sıkça duyduğumuz birbirini besleyen, destekleyen ve açıklayan sihirli kelimeler. Zaman zaman felsefi olarak başarının mı gelişime yol açtığı yoksa gelişerek mi başarı elde ettğimiz bile tartışılıyor. Başarının farklı tanımları yapılıyorken biz hangi tanım kapsamına girersek girelim gelişim ve başarı birbirinin önünde, yanında ya da arkasında içiçe geçmiş durumda anlam bütünlüğü oluşturuyor .
İnsanın gelişimini tamamlayabilmesi ve var olan yeteneklerini açığa çıkarabilmesi için değişim gereklidir. Stanford Üniversitesi psikoloji profesörü Carol Dweck, insanların çocukluklarında edindikleri kendileri hakkındaki düşüncelerini iki grupta topluyor:
1-“Ben Böyleyim” diyen, değişime gelişime çok inanmayan sabit fikirli insanlar.
2-“Gelişebileceğine İnanan” sabit fikirli olmayan gelişime açık insanlar.
Bu insanlarla ilgili yapılan araştırma sonucundan elde edilen veriler; sabit fikirli olmayan, esnek düşünebilen, iş yaparken içsel motivasyonu sağlayabilen, çaba göstermeyi ilke haline getirmiş bireylerin gelişime açık dolayısıyla başarılı olmaya daha yakın olduğunu ortaya koyuyor.
“Değişim kaçınılmazdır.Gelişim ise isteğe bağlıdır.”